İlk kez 1850 yılında yayımlanan ve Rus edebiyatına “gereksiz adam” tiplemesini kazandıran Gereksiz Bir Adamın Güncesi, ölümle burun buruna gelen bir adamın son günlerinde hayatındaki olayları hatırlayıp anılarına tutunmaya çalışmasını konu alıyor. Ölümü bekleyen Çulkaturin, penceresinden doğanın güzelliğini seyrederken mutsuz çocukluğunu, karşılıksız aşkını ve hayal kırıklıklarını kâğıda döküyor.
“Doğa, varlığımı besbelli hesaba katmamıştı; hâliyle de beni beklenmedik, davetsiz bir misafir gibi görmüştü. Benim hakkımda söylenecek başka şey yok: Sadece gereksiz. Fazlalık insan, hepsi bu.”